Kayıtlar

Yozgat Gelin kayaları söylencesi

Yozgat
Gelin kayaları söylencesi
Zamanın birinde Cehrilik yakınlarında ki bir köyde güzeller güzeli bir kız yaşamaktadır.Kızın güzelliği dillere destan olmuştur.Hergün bir çok delikanlı onu görmeye gelmektedir.Bir gören bir daha köyden ayrılmamaktadır.Gelenler arasında ağa oğulları beyler de vardır.Kıza ağırlığınca altınlar ,köşkler,sürüler teklif ederler.Ama kız hiçbirini kabul etmez.Kız yoksul bir delikanlıya gönül vermektedir.Ailesi bu sorunu çözmek için kızı bir an önce evlendirip sevdiğine vermek istemektedir.Kısa zamanda hazırlıklar yapılır,düğün kurulur.Haber her tarafa yayılır.Herkes hayret eder hele de kızın sevdiğine verilecek olması herkesi memnun eder.Bir ağa oğlu ise bunu bir türlü kendine yedirememektedir.Çok zengin olmasına rağmen kızı alamamaktadır.Öyle ise onu başkasına da yar etmemeye karar verir.Hemen haber gönderip düğünün durdurulmasını ve kızın kendisine verilmesini ister.Kızın babası ise zorla güzellik olamayacağını artık beyin de bu işi kabullenmesi gerektiğini s…

Van Van Kalesine ilişkin söylence

Van Van Kalesine ilişkin söylence Urartuların eline geçen Van kalesi öyle muazzam yapılmıştır ki görenler kalenin insan eliyle yapıldığına inanılmaz. Kale dev yapılı insanlar tarafından 80 metre yüksekliğe her biri en az 30 ton gelen düzgün taşlarla sıva ve harç kullanılmadan yapılmış inanışa göre duvar yapımında çalışanlar öyle güçlülerdi ki elleriyle bastırarak taşları hamur haline getirip birbirine yapıştırmışlardır. Meher de bu dev yapılı insanlardan biridir.Atıyla birlikte Meher Kapı denilen yerde Urartu kaya yazıtının ardında günümüzde de yaşadığına  ve kıyamet günü gelince yeniden ortaya çıkılacağına dair efsaneler vardır. Meher Kapı değişik inançlara göre kutsal sayılır.Hıristiyanlar bu kapının Paskalya'nın yedinci günü  ya da St. Jean Bayramı'nda açıldığına inanılır.İslam inançlarına göre ise burası bir hazine kapısıdır ve her cuma gecesi açılır,fakat giren mutlaka  bir kötülükle karşılaşır. Bir başka inanışa göre Hz. Ali bu kapı görünümlü yerin ardında yaşamaktadır.Kapı ön…

Uşak Avşar Beyi Söylencesi

Uşak

Avşar Beyi Söylencesi Avşar Beylerinden biri ava çıkmıştır.Av peşinde koşarken Bizans sınırına girmiştir.Tutsak olarak Tekfurun huzuruna çıkarılır.Tekfur:"buralarda ne arıyorsun?" diye sorar.Avşar Beyi:,"Hiç, canım sıkılmıştı şöyle bir çıkıp gezeyim bir kale fethedeyim dedim" der.Tekfur güler,"Kaleyi tek başına mı alacaksın" der.Avşar Beyi de gülümser " Hayır dağın öbür yamacında silahlı 10.000 askerim var.birkaç saat içinde dönmezsem buraya üşüşüp taş üstünde taş koymayacaklar,çok kan dökülecektir." der. Tekfur korkar onbin atlıyla başedecek askeri yoktur.Bir çare aramaya koyulur."Aramızda bir antlaşma yapalım ben size yılda bin altın beşyüz koyun bir o kadar da deve at versem,bu savaştan vaz geçer misiniz?"Afşar Beyi şöyle bir düşünür:"Kan dökülmesini istemeyen bir insansınız.Hatırınız için önerinizi kabul ediyorum.Hemen hazırlayın ben döndükten sonra da yollayın,sakın ola ki yola asker çıkarmayın,atlılarım üzerime asker saldı…

Tunceli Munzur Söylencesi

Tunceli
Munzur Söylencesi Bir zamanlar Ovacık'ın Ziyaret köyünde bir ağa yaşamaktadır. Ağanını Munzur adında çok güvendiği bir çobanı vardır. Munzur iyi yürekli gönül ehli bir adamdır. Günün birinde ağa hacca gitmek ister. Munzur’u çağırıp:"Ben uzun bir yolculuğa çıkıyorum gidip dönmemek var karım senin anan kızlarım senin kardeşin malım mülküm gibi onlara iyi bak."der ve yola düşer. Aradan günler geçer. Bir gün Munzur, ağanın karısına varıp :"Ana helva yapta ağama götüreyim."der. Kadın şaşırır ama bir şey demez. Herhalde canı helva istedi deyip işe koyulur. Yaptığı helvadan bir tas verir. Munzur daha büyük bir kabın doldurulmasını ister. Kadın ses çıkarmadan bir lengeri doldurup Munzur verir. Munzur helvayı kaptığı gibi ortadan kaybolur. Bu sırada ağa namaz kılmaktadır. Selam verir Munzur'u karşında görür. Munzur lengeri bırakıp birşey söylemeden ortadan kaybolur gider. Aradan uzun bir zaman geçer ağa hacdan döner. Bütün köy karşılamaya çıkar. Munzur da yeni sağ…

Trabzon Kentin Alınışına ilişkin söylence

Trabzon Kentin Alınışına ilişkin söylence Fatih Trabzon'a gelir,Pontos kralı David ,Fatih'e karşı koyamayacağını anlar.Kenti kurtarmanın yollarını arar.En akıllı adamlarına tanışır.Fatih'e şöyle bir öneri yapılmasına karar verilir."Kentin dışında ,kıyıda Ayasofya Kilisesi'yle Kule arasında bir zincir gerilidir.Fatih'in her zaman öğündüğü topçuları bu zinciri kırk atışta koparabilirlerse kent hiçbir direnme olmaksızın teslim olacaktır.Koparamazlarsa ordular geri çekileceklerdir. Fatih düşünür taşınır öneriyi kabul eder.Topçular hazırlanır.atışlar başlar.En iyi nişancılar bile ,zinciri koparamaz.Sıra son atıştadır.Fatih:"Kendine güvenen varsa geçsin topun başına " der kimse göze alamaz. Derken top birden ateşlenir.Atışı yapan Hoşoğlan adında çelimsiz bir yeniçeridir.Huzura getirilir,Fatih topçu olup olmadığını sorar.;olumsuz cevap alınca da öfkelenip başını vurdurur.O anda tepelerden bir çığlık yükselir.:"Zincir koptu kent teslim oluyor" Ortalık …

Tokat Kırk kızlar türbesi Söylencesi

Tokat
Kırk kızlar türbesi Söylencesi Bir zamanlar Niksar'da dünya malına düşkün,zalim bir vali yaşamaktadır.Niksar halkı zulümden bezmiş,yoksulluk içinde yaşam sürmeye çalışmaktadır.valinin iyi yürekli güzel kızı da babasının zulmüne dayanamaz.Kırk kız arkadaşıyla bir çete kurar.Erkek elbiseleri giyip sık sık valinin sarayını basıp ele geçirdiklerini yoksul halka dağıtırlarmış.Valinin en akıllı adamları,en güçlü askerleri çeteyi yakalayamaz. Çünkü kız babasının planlarını önceden haber almakta,hazırlanan tuzaklara düşmemektedir.Aradan uzun bir zaman geçer.kızın dadısı işi anlar,koşup valiye duyurur. Valide kırık kızla birlikte kızını yakalatır,başlarını vurdurur. Büyük bir gömüt kazdırılır ve hepsi buraya gömdürülür  daha sonra halk bu gömütün üstüne bir türbe yaptırır. 
Kesikbaş türbesi  yanındaki Köprüye ilişkin söylence Kesik baş türbesinin yanında bir köprü vardır.Önce ağaçtan yapılan bu köprüyü sular alıp götürür.Bunun üzerine taştan sağlam bir köprü yapılmasına karar verilir.Ama …

Sivas Şeyh Merzuban Söylencesi

Sivas Şeyh Merzuban Söylencesi Söylenceye göre Şeyh Merzuban ,Xlll.yy ın ikiinci ayrısında yaşamış XlV.yy.başında ölmüştür.Buraya şeyhinin buyruğuyla Horasan'dan gelmiştir.Asıl adı Mahmud Ra Mazruban'dır.Amacı insanları doğru yola çağırmak onlara iyiyi doğruyu göstermektir. Selçuklu sultanı Alaeedin Keykubat Doğu seferine çıkmıştır.Bir süre kışla denilen yerde konaklar.Geceleri uzaktan uzağa yanan bir ışık ilgisini çekmiştir.Halka sorar Şeyhi sevmeyenlerden biri "Sultanım orada sarhoş bir Şeyh oturur.Gece Gündüz demez içer.Çıra o nedenle sönmüyor."der.
Sultan daha da ilgilenir.Ertesi gün iki deveye şarap yükler ve Şeyhe gönderir.Devret yakınlarında develerin bir adım bile atmadıkları huzursuzlandıkları görülür.Askerlerde develeri kımıldatamazlar. Sonunda:"Bari gidip Şeyhe söyleyelim de yardım etsin."derler.
Yanına vardıklarında ilk kez Şeyh konuşur:"Sultana selam söyleyin,bize öyle şey gerekmez.Bazısı kuvvetli,kılıcı keskin olsun,Develerdeki yüklerin bir de…