20 Haziran 2015 Cumartesi

Trabzon Kentin Alınışına ilişkin söylence




Trabzon
Kentin Alınışına ilişkin söylence
Fatih Trabzon'a gelir,Pontos kralı David ,Fatih'e karşı koyamayacağını anlar.Kenti kurtarmanın yollarını arar.En akıllı adamlarına tanışır.Fatih'e şöyle bir öneri yapılmasına karar verilir."Kentin dışında ,kıyıda Ayasofya Kilisesi'yle Kule arasında bir zincir gerilidir.Fatih'in her zaman öğündüğü topçuları bu zinciri kırk atışta koparabilirlerse kent hiçbir direnme olmaksızın teslim olacaktır.Koparamazlarsa ordular geri çekileceklerdir.
Fatih düşünür taşınır öneriyi kabul eder.Topçular hazırlanır.atışlar başlar.En iyi nişancılar bile ,zinciri koparamaz.Sıra son atıştadır.Fatih:"Kendine güvenen varsa geçsin topun başına " der kimse göze alamaz.
Derken top birden ateşlenir.Atışı yapan Hoşoğlan adında çelimsiz bir yeniçeridir.Huzura getirilir,Fatih topçu olup olmadığını sorar.;olumsuz cevap alınca da öfkelenip başını vurdurur.O anda tepelerden bir çığlık yükselir.:"Zincir koptu kent teslim oluyor" Ortalık bir anda karışır.Ordu çığ gibi kente akmaya başlar.Hoşoğlanda kesik başı koltuğunun altında en önde koşmaktadır.,İlk coşku geçip de Hoşoğlan'ın farkına varıldığında olduğu yere düşer,ölür ve öldüğü yere bir türbe yaptırılır.
Delicebal Söylencesi
Onbinler zorlu bir yolculuktan sonra Trabzon önlerine gelirler. Maçka - Gümüşhane arasında ki dağlardan geçerken ağaçlardan bal damladığını görürler. Askerlerin çoğu üşüşüp baldan yiyince ya uykuya dalar yada deli olurlar, Aradan saatler geçer fakat uyanamazlar. Onları gören yerliler üzerlerinde ne varsa alırlar. Ayılanları da bir güzel döverler. Askerlerde ayık olanları kıyıya doğru kaçmaya başlarlar.


Sonunda balın Maçka'da Meryemana Dağları'nda yetişen zifin "Zafinos" adlı çalımsız bir bitkiden toplandığı anlaşılır. Ayılanlar da bir süre deli gibi dolaştıklarından bu balın adına "Delibal" adı verilir. Günümüzde yaban arısı balı da denilen bu baldan çok yiyenlerde çeşitli delilikler uyuşukluklar sarhoşluklar görülür ki buna bal tutması denir.
Sesli Kayalar Söylencesi
lV.Murat Bağdat seferinden dönerken Sümela Manastırı karşısındaki sesli kayalar denilen yerden geçerken ayak seslerinin kayaların sayısınca yansıdığını duyar.Durup aşağı bakınca 300 m yüksekliğindeki  bir kaya oyuğuna yapılmış Sümela Manastırı'nı görür.Yerlilerden burasının kutsal Sümela (Meryemana) manastırı olduğunu ,içinde Hıristiyan keşişlerin barındığını uçan kuştan gayrsısının giremediğini öğrenir.Çok kızar.Manastırın topa tutulmasını buyurur.Ancak atılan toplar Manastıra değmez. Yanlarından geçip gider. Bunu gören lV. Murat Manastırın kutsallığına inanır. Oraya kimsenin dokunmamasını buyurur.
Hıdrellez söylencesi
Yörede yaygın olan bir inanışa göre hıdrellezde çalışmak haramdır. Çalışanlar Belli bir  saatte iş başında yakalanırlarsa mutlaka yaptıkları işe göre cezalandırılırlar. Söylenceye göre Hıdrellez günü bir ailenin fertleri  tarlaya çift sürmeye giderler Anneleri tarlaya ekin atmakta oğulları ise öküzleri ile tarlayı sürmektedir. Hepsi oldukları yerde çifte karışır ve yerlerinde birer ağaç biter Rişk yaylasında bulunan ormanda ağaçların arasında kocaman taşlık bir alan vardır Tamamen boş olan bu alanda  önde bir  ağaç ekin atan anneyi arkadaki iki ağaç çit süren çocukları onların arkasındaki ağaç ta öküzlerini gösterirmiş.
Sümela Manastırı’nın inşası ve efsaneleri

Kiliseyle ilgili efsaneler
Karadenizli Rumların arasında anlatılan bir efsaneye göre Atinalı Barnabas ve Sophronios isimli iki keşiş bir rüya görür ve Sümela’ya doğru yola çıkarlar. Burada Bakire Meryem ikonunu görürler ve bu mağarayı bir kiliseye çevirmek isterler. Mağarayı daha da derine doğru kazarak ve yüzeyleri düzleştirerek ufak bir kilise inşa etmişlerdir. Ardından küçük bir şapel de eklenmiştir. Bu kilise manastırın temelini oluşturmuştur.
Yine efsaneye göre Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Luka bir ikon yapmıştır ve ölümünün ardından bu ikon Atina’ya gönderilmiştir. Ancak Theodosius I’in hükümdarlığı esnasında ikon Atina’da ayrılmak istemiştir ve melekler ikonu Trabzon’daki mağaraya getirmiştir. İkonun oldukça eski ve mucizevi bir yapı olduğuna inanılmaktadır.
İnanışa göre manastırın ortasında kutsal bir havuz vardı ve 30-40 metre yükseklikten aşağıya dökülen suların mucize etkisi olduğuna inanılırdı. Sadece Hıristiyanlar değil Müslümanlar da Meryem Ana’nın insanlara sağlık getirdiğine inanmaktaydı. Bu nedenle yüzlerce yıl boyunca her iki dine de inananlar sağlık bulmak için buraya gelmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder