Blog Arşivi

20 Haziran 2015 Cumartesi

Van Van Kalesine ilişkin söylence



Van
Van Kalesine ilişkin söylence
Urartuların eline geçen Van kalesi öyle muazzam yapılmıştır ki görenler kalenin insan eliyle yapıldığına inanılmaz.
Kale dev yapılı insanlar tarafından 80 metre yüksekliğe her biri en az 30 ton gelen düzgün taşlarla sıva ve harç kullanılmadan yapılmış inanışa göre duvar yapımında çalışanlar öyle güçlülerdi ki elleriyle bastırarak taşları hamur haline getirip birbirine yapıştırmışlardır.
Meher de bu dev yapılı insanlardan biridir.Atıyla birlikte Meher Kapı denilen yerde Urartu kaya yazıtının ardında günümüzde de yaşadığına  ve kıyamet günü gelince yeniden ortaya çıkılacağına dair efsaneler vardır.
Meher Kapı değişik inançlara göre kutsal sayılır.Hıristiyanlar bu kapının Paskalya'nın yedinci günü  ya da St. Jean Bayramı'nda açıldığına inanılır.İslam inançlarına göre ise burası bir hazine kapısıdır ve her cuma gecesi açılır,fakat giren mutlaka  bir kötülükle karşılaşır.
Bir başka inanışa göre Hz. Ali bu kapı görünümlü yerin ardında yaşamaktadır.Kapı önündeki su birikintisi atının sidiğidir.



Akdamar Adasına İlişkin söylence
Çok güzel bir yer olan Akdamar Ada'sına keşişlerin haricinde gitmek yasaktır.Başkeşiş dediğim dedik diyen çok katı tutumlu bir insandır.Tamara adında çok güzel bir kızı vardır ve diğer kızları kıskandırıp onların kendisine diş bilemesine sebep olur.
Adanın karşısında Gevaş yakınında yalnız yaşayan gölden avladığı balıklarla geçimini temin eden bunun dışında ağaçların gölgesinde dinlenip çok iyi yüzen bir delikanlı yaşamaktadır.Bir gün adaya doğru yüzer dayanamaz karaya çıkar gizlice etrafı seyrederken çiçekler arasında başında tacı ile şarkılar mırıldanan Tamarayı görür kız da onu görünce kaçmaya başlar fakat önüne çıkar ikisi de birbirini etkilemiştir.Akşama değin söyleşirler.Tekrar buluşmak üzere ayrılırlar.Kızın babası çok katı olunca geceleri buluşmaya karar verirler.Geceleri karanlık olunca kız kayalıklar arasında bir mum yakar gençte o muma doğru yüz yüze gelirler.
Bir süre sonra öbür keşişlerden birinin kızı durumu görür ve olanları baş keşişe anlatır.Keşiş çok öfkelenir,kızına bir şey söylemez.Ertesi gün göl fırtınalıdır kız kayalara gitmez keşiş bir mumla kıyıya gelir.Delikanlı ışığı görünce meraklanır suya atlayıp kıyıya yaklaşmaya çalışır ama keşiş sürekli mumun yerini değiştirdiğinden artık çok yorulmuştur.Dalgalara yenik düşer."Ah Tamara Ah Tamara" diye haykırarak ölür.Sesi duyan Tamara kıyıya koşar olanları görür o da kendini göle atar.İki aşık gölde buluşur gölün adı da Akdamar olur.
Günümüzde hala iki aşığın gölde yaşayıp oynaştığına inanılır.
Şeyh Abdurrahman Söylencesi
İran Şahı Abbas ,Van Kalesi'ni almak için kentin kuzeyindeki ki "Şahbağı" (Beyüzümü Köyü) denilen yerde konaklar.Kale çok yüksek ve sağlam olduğu için bir türlü alamaz.Aradan yedi yıl geçer.Oraları tanıyan biri Şaha:"Kalede Abdurrahman Gazi diye ermiş biri vardır.O orada oldukça burayı almamız imkansızdır."der.Bunun üzerine Şah Abbas,ermişi denemek için bir kuzu bir de köpek kızarttırıp armağan olarak gönderir.Elçiler armağanı sunduklarında ,ermiş şöyle bir bakar,köpeği göstererek:"Bunu Şahınıza götürün." der Elçiler geri götürürlerse şahın kendilerini öldüreceğini söyler.Bunun üzerine Şeyh elini köpeğe doğru uzatarak "hoşt" diye seslenir.Köpek canlanıp koşmaya başlar.
Elçiler dönüp durumu Şaha anlatırlar.Şahta kuşatmayı kaldırıp ülkesine döner.
Çomar Bölükbaşı söylencesi
Çomar Bölükbaşı sınır boylarında yıllarca bulunmuş yiğitlikleriyle kahramanlıklarıyla tanınmış bir kahramandır.Yıllar sonra Van'a gelip Van Beylerbeyi Mehmet Emin Paşa 'nın kale komutanı olur.Mehmet Emin Paşa bir ara celali olmuş iddiasıyla tutuklanmış,sonra suçsuz bulunarak bırakılmıştır.Ama kale komutanı asi ilan edilmiştir.Çomar Bölükbaşı bir avuç askeriyle Van kalesinde kıstırılır.Emir gereği sağ olarak ele geçirilecektir.Durumun kötüye gittiğini gören Çomar Bölükbaşı  arkadaşlarıyla birlikte kaleden sarkıttığı bir ip merdivenle kaçar ardlarına düşen 600 kişilik ordu Van Gölü'nün güney kıyısında ki Kuskunkıran Deresi'nde bunları sıkıştırır.Kanlı bir savaş olur Çomar Bölükbaşı  Orduyu dağıtacakken yardım gelir.Çomar Bölükbaşı 'nın kurtulma ümidi kalmamıştır.Bir yanı yüksek kayalar bir yanı uçurumdur.Atından inip onu öper yelesini okşar herkes teslim olacağını düşünürken o atını uçuruma sürer.Öldüğü sanılırken bir de bakarlar ki Çomar Bölükbaşı yüzerek gölden karşıya geçmektedir.Kimileri yakalanmasını kimileri ise Tanrı'nın yardım ettiği bu kahramanın bağışlanmasını ister ama yakalanmasını isteyenler ağır basar.Ordu dolaşıp önünü keser.Çomar Bölükbaşı güçlükle bataklıktan kıyıya çıkar.Yeniden orduyla savaşa tutuşur.Sonunda alnından vurulur başını kesip Van Paşa'sına götürürler.Paşa: "Yazık etmişsiniz böyle bir yiğit vurulur mu,başı kesilir mi? götürün bedeniyle birlikte şehit olduğu yere gömün" diye adamlarını azarlar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder