Blog Arşivi

20 Haziran 2015 Cumartesi

Siirt Cudi Dağı'na ilişkin söylence

Siirt
Cudi Dağı'na ilişkin söylence
Siirt'in güneyinde Hakkari sınırlarındaki Cudi Dağı,Nuh Peygamber'in gemisinin tufandan sonra karaya çıktığı yerdir.Şirnak İli'nin güneyindeki dağdan inen Nuh Peygamber ve oğulları yaşamı yeniden burada başlatmışlardır.Nuh Peygamber'in Cudi Dağı'nı aşıp Şırnak'ı da kurduğu söylenir.Bir zamanlar Şehrin Şehr-i Nuh adıyla anılması bundandır.Günümüzde Haziran ve temmuz aylarında Cudi Dağları'na çıkılır.Geminin oturduğuna inanılan tepe ziyaret edilir.söylenceye göre Nuh'un Karaya çıktığı vakit kurban kestiği yerde burasıdır.
Şeyh Fakirullah ve Erzurumlu İbrahim Hakkı'ya ilişkin söylence
Bir zamanlar Erzurum Hasankale yöresinde çok sevilen,sayılan hürmet edilen Osman efendi adında bir ermiş yaşamaktadır.Osman efendi bir akşam namazı kılar ve İstihareye yatar.Rüyasında ak saçlı biri ona mürşidini aramak üzere yola çıkmasını söyler.
Ertesi gün Osman Efendi'nin bir oğlu olur adını İbrahim Hakkı koyar.Çocuk büyür,gelişiri çevresi tarafından çok sevilmekte ve neşe kaynağı olmaktadır.Osman efendi rüyasını unutamamakta çevrisinin ısrarına rağmen hazırlığını tamamlar ve  bir gece gizlice yola çıkar.Erzurum'a gelir.Burada bir yandan Gümrükçü Derviş Efendi'nin oğluna ders vermekte bir yandan kendini geliştirmek için derslere devam etmektedir.Bir yandan da da Lala Paşa camisinde İmamlık yapmaktadır.Burada Erzurum'a gelen Eyüp Efendi adlı bir dervişle dost olur.Ama hala mürşidini aramaktadır.Sonunda Siirtli Şeyh Fakirullah ile tanışınca "oh aradığımı buldum" der .Onunla Siirt'e gidip ona hizmet etmeye başlar.
Aradan yıllar geçer bir gün Siirt'ten Erzurum Hasankale'ye bir haber gelir.Osman Efendi oğlu İbrahim Hakkı'yı Siirt'e istemektedir.İbrahim Hakkı amcasıyla Siirt'e gelir.Amcalarının elinde iyi bir eğitim görmüş bilgili akıllı bir çocuktur.Babası oğlunun halini görünce hem şaşırır hem de sevinir.
O günden sonra oğlunun eğitim ve öğretimiyle ilgilenir ve bir yandan da Şeyh Fakirullah delikanlıyı eğitmekle ilgilenir.
İbrahim Hakkı günün birinde telaşla babasının yanına varır.düşünde ak serçe sürüsünü görmüştür.Serçeler halka saldırmaktadır.üzerine gelenleri kovalar ama bir tanesi sağ omuz unun üzerine konmuştur.Babasından bu düşü yorumlamasını ister.Osman efendi heyecanlanır.Elini oğlunun başına koyar.Ateşi vardır,hastadır.Şeyh Fakirullah ile birlikte başından ayrılmaz.İyileşmesi için Tanrıya yalvarırlar.Ertesi gün Şeyh Fakirullah Osman Efendi'ye dönerek "Geçmiş olsun,kurtuldu,İbrahim'in işi bitmişti.Ama hak onu bize bağışladı.Çünkü O bu dünya için gereklidir seçilmişlerdendir" der.
Sözünü bitirirken İbrahim Hakkı gözünü açar :
Hak Şerleri Hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Arif Anı seyreyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler,
diye fısıldamaya başlar.Şeyh Fakirullah hoşnuttur."Ektiğimiz tohumlar yeşermeye başladı "der.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder