Blog Arşivi

20 Haziran 2015 Cumartesi

Artvin Kraliçe Tamara Söylencesi

Artvin

Kraliçe Tamara Söylencesi
XXll yy.sonunda Gürcü Krallığının başında Tamara adında bir kraliçe vardı.Çoruh yöresinde günümüzde bile anlatılan kraliçenin,yedi bölükten oluşan bir kraliçe alayı vardı.Güzelliği dillere destandı.Trabzon Rum İmparatorluğu'ndan bir prensin kraliçe uğruna intihar ettiği halk arasında anlatılmaktadır.
Kimi kaynaklar Kraliçe Thamar 'ın Xll.yy .da yaşadığını belirtmektedir.Hatta Çubunaşvili ,daha da ileri giderek Tamara'nın 1184-1212 arasında kraliçe olduğunu ileri sürmektedir.Başka kaynaklar Tiflis'te David teepesi'ndeki kilisenin Kraliçe Thamar'ça yaptırıldığını ve kraliçenin halk arasında  söylenceleştiğini anlatmaktadır.Gürcistan krallığı'nın Thamar zamanında en geniş sınırlarına ulaştığı belirtilmektedir.
XlX.yy ortalarında Gürcistan'a arkeolojik bir gezi yapan ve izlenimlerini bir rapor halinde yazan M.Brosset thamara'dan söz etmektedir.
Çubunaşvali ,Kutaisi'de bir kilise yaptırmış olan kral lll.Bagrat 'ın 1003 te ülkeyi yönettiğini yazmaktadır.Buna göre kraliçe Thamar ile evlenen Davit Bagrat 'ın bu kral olduğu düşünülebilir.
Ayrıca Borçka'nın bir köyünün Thamar adını taşımasıdır.Bu köyün şimdiki adı "Damar"dır.

Kaftanoğlu Menkıbesi
Ardanuç'un  yol üstü adı ile anılan köyünün kuzey batısında Acı-Elma ,Anza ve Çıkçık adlarında üç tepe vardır.Bunlardan Anza'nın güney yamaçlarındaki geniş alanda çeşitli kalıntılar bulunmaktadır.Bu yöreye çevresi ile birlikte Berda denir.Kaftanoğlu menkıbesinde adı geçen Berda adlı yerleşim yerinin  burası olduğu sanılıyor.Kaftanoğlu menkıbesi çeşitli şekillerde anlatılmaktadır.
1.anlatım
-Berda denilen yerde yaşayan Kaftanoğlu heybetli,güçlü,kuvvetli,güzel çehreli,kaytan bıyıklı bir adamdır.Uçan kuşa hükmeder,hatırını saymayan beyleri,ağaları zarı zarı ağlatır.Fakir fukarayı güldürürdü.Malı davarı,atı,atlısı o kadar çok idiki sofraya oturduklarında şimşir kaşıklarının sesi bir saatlik yoldan duyulurdu.Aman dileyeni bağışlar,erzak isteyenin ambarlarını doldururdu.
Berdanın namı dörtbir yanda bilinir,Kaftanoğlunun şerefi ve şanı Padişah katında da anılırdı.Kaftanoğlunun duyan beyler,ağalar ona gelir,onunla birlikte olduklarını söylerlerdi.Konaklarda ağırlanan beyler,ağalar o kadar çoktu ki onların bir günde içtiği çay,Ardanuç Kale Beyi'nin bir yıllık masrafını karşılardı.Konaklardaki musluklardan koyun,keçi,inek ve camuş sütü ayrı ayrı akar,kürünler dolusu kaymaklar bulunurdu.
Kaftanoğlu o derece gani bir bey idi ki en ufak bir hediyesi bir fakiri zengin ederdi.Onun zamanında değil Berda da ,Basa,Cugo,Ançkura köylerinde bile fakir bulunmazdı.Her gün ziyaretçiler dolar taşar,kurbanlar kesilir,mevlitler okunurdu. Ziyaretlerde bulgur pilavına kimse kaşık atmaz,şişek kurbanından yapılmış kavurmalar,pirinç pilavları ile yenirdi.İnsanlar doyar,artanı da kurt kuş yerdi.Kaftanoğlu devrinde güvenlik o derece sağlamdı ki kurt ile kuş birlikte gezerdi.Berda'dan dışarda olan yerlerde ise güvenlik bu derece iyi değildi.
Çık hele Berda'dan dışarı
Görürsün başına neler gelir.
İti,kurdu,insanı mı başarı
Görürsün başına neler geliyor.
Kaftanoğlu yoktur el illerinde
Kurdu yarı gezer cebellerinde
Urbam için öldürürler yollarında
Görürsün başına neler geliyor
Kaftanoğlu'nun hayır hayratı da boldu."Kaftanoğlu çamı"nın dibinden Anuç'a Ançkura'ya yol giderdi.Bu yoldan geçenler Kaftanoğlu'nun sofrasında doyar,ondan sonra yola revan olurdu.Onun sofrasını ancak dört kişi çamın dalına asar ve indirebilirdi.Çamın bir dalında koyun,bir dalında sığır eti asılı dururdu.Gelip geçen ister koyun etinden ister,sığır gövdesinden et keser,hazır ocakta pişirir,yer geçerdi.Eğer et yemeden geçerse Kaftanoğlu'na hakaret sayılır,o yolcu temizce dövülürdü.Bunun için kaftanoğlu devrinde zengin le fakir belli olmazdı.
Kaftanoğlu' nun iki sarayı vardı.Biri Çürük Taş'ın üstünde,öteki de Acı Elma Tepesi'ndey di Her konakta ki hizmetçiler ayrı idi.İçki içer,saz çaldırırdı.Aşıkları sever bol bol bahşiş verirdi.
Köyleri şehirleri maiyetiyle gezer,Kaftanoğlu'nun ünü,o yere gitmeden duyulurdu.Kendisi kır donlu bir ata biner bunu Köroğlu'nun kır atının torunu olduğunu söylerdi.Maiyeti ile silahlanıp yola çıktı mı ,atların nal sesleri bir günlük yoldan duyulur,yollardan kalkan tozlar,göklere direk olurdu.
Her cuma günü Kale'ye gider Cuma namazını eda ederdi.Basa'da günü unutanlar Kaftanoğlu'nun geçişi ile günün Cuma olduğunu anlardı.Maiyeti ile Hıçan'dan aşağı doludizgin gelişi Basa'da beşikteki çocukları uyandırırdı.
Kaftanoğlu bir başına bire adamdı.Hiç bir padişaha bağlı değildi.O sadece zalimlerin başına topuz indiren bir beydi.
Günler böyle devam etmedi.Berda'ya bir kırgın girdi.Adına "taun"dediler.Berda'yı silip süpürdü.Ne kaftanoğlu kaldı,ne oğul-uşağı,ne de maiyeti.Hepsinin yerinde yeller esti.Ölümden kurtulan tek çocuk oldu.O da çıplaktı.Berda'nın ölülerini çevre köylerden gelenler gömdüler.Bir zaman çıngrak sesleri,koyun kuzu meleyişleri Meşe köyden duyulan Berda'nın o ıssız ve acıklı haline kurtlar kuşlar bile ağladı.
Yıkılmış berda'nın beğleri kalmış
Dünya da beterin beteri varmış
Ağla,dövün,yalvar neye yarar ki
Berda diye boş bir efsane kalmış.
ll .
Kaftanoğlu,türkmen'in haberi üzerine Derbent savaşı'na gider.Türkmen'e dönüşünde Berda'nın Gürcülerce basıldığını ,ahalinin,çoluk çocuğun kılıçtan geçirildiğini ve pek sevdiği "Bad-ı Saba"adlı karısının da kaçırılıp İstanbul'a getirildiğini öğrenir.İstanbul'a gider.Padişah Kaftanoğlu'nun geldiğini öğrenince,kuşkulanır ve onu zindana attırır.Zindancı Kaftanoğlu' na sorar:"Sen kimsin,nesin,Padişah seni niçin hapsetti?".Kaftanoğlu :
Atlarım var "gök civar"da
Nahırlarım var çevre yanda
Oğul uşak dolar taşar
Askerim var kal'alarda
Ben Derbent'te yarim evde
Kefereler kaçırmışlar
Bad-ı saba'm şimdi nerde
Ararım onu her yerde.
Kaftanoğlu derler bana
Çar köşenin sahibiyim
Beyler ağalar katında 
Köroğlu'nun Şahbazıyım.
Zindancı durumu Padişah'a bildirir.Padişah Kaftanoğlu'nu huzuruna alır,derdini dinler,çare bulamaz.Frengistan' gitmek olmaz çar naçar geri döner.
Badı Saba kaçırdım
Aklımı fikrimi uçurdum
Nideyim ah yar nideyim
Alıp başımı gideyim
Padişah bile naçare
Ölüme varmı biçare
Nideyim ah yar nideyim
Alıp başımı gideyim
Kaftanoğlu derler bana 
Ahır ömrümü alsana
Nideyim ah yar nideyim
Alıp başımı gideyim
Berda'ya geldiğinde köyün "taun"dan kırıldığını görür.O da Tanrı'sına yalvararak canını almasını ister.Fakat bu sırada gaipten bir ses duyar.Sese uyanır.Kendisini Peygamber çağırmıştır.Mekke'nin yolunu tutar ve bir daha geri dönmez.
lll
Kaftanoğlu Acem Şahı'nın çok iyi tanıdığı bir beydi.Şah darda kaldı mı Kaftanoğlu na haber salar onu imdada çağırırdı.
Acemdar bir name gelmiş
Asker ister Leşker ister
Kaftanoğlu emir almış
Gülle ister gürzi ister
Türkmen'de leşker toplanır
Çar köşeden tümenleri eklenir
Sade kaftanoğlumu beklenir


Gider babam giderim hey

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder