20 Haziran 2015 Cumartesi

Isparta Gülcü Baba Söylencesi


Isparta

Gülcü Baba Söylencesi
Her yıl Isparta da düzenlenen yarışmayla en güzel gül yetiştirenler seçilir ve "Gül Şeyhi" unvanını alır.Efsaneye göre bir dönem Gülcü Baba diye anılan yaşlı zengin ihtiyar her yıl gül Şeyh liğini alır kimseye bırakmazmış.
Gülcü babanın yetiştirdiği güller kadar çok güzel de bir kızı varmış.Adı Güllühan'dır.İsteyeni pek çoktur ama babası onu kimseye vermez.Günlerden bir gün kim kendinden güzel gül yetiştirirse kızını ona vereceğini söyler ve tüm delikanlılar işe koyulur.Gençlerden biride fakir bir gençtir gül yetiştirmek ister ama gül yetiştirecek bir karış bile toprağı yoktur.Ne eder eder Gülcü Babanın yanına bahçıvan olarak girer.Gülcü baba ona yetiştirdiği gül ile  ilgili tüm sırlarını açar.Delikanlıda o gülden bir kalem alıp kendi yetiştirdiği bir güle aşılar.Zamanı gelince yarışmaya katılan Gülcü Baba altın bir vazoda getirdiği gülünü ortaya çıkarıp seslenir:
-Benim gülümden daha kokulu,daha canlı,daha güzel gül yetiştiren varsa çıksın ortaya kızım anasının ak sütü gibi kendisine helaldir.Kimseden ses çıkmaz tekrar tekrar seslenir ama ses yoktur.Sonunda delikanlı toprak saksıya koyduğu gülü ile meydana çıkar.gül inanılmaz güzelliktedir.Genç kalabalığa döner "işte benim yetiştirdiğim gülüm onu göz yaşlarımla suladım sevgimle besledim ona aşkımdan alev gönlümden koku verdim"
Ortalık karışır.gülcü baba şaşırmıştır.Çevreden sesler yükselir.:"Bu gül seninkinden güzel.sözünü tut,kızını bu gence ver.Güllühan bu çocuğun hakkı".
Gülcü baba bir delikanlıya bir kızına bakar "yazılan bozulmaz,verilen sözden dönülmez,,mutlu olun "der.gül bahçelerinde kırk gün kırk gece süren bir düğünle onları evlendirir.
Isparta halısına ilişkin söylence
Isparta beylerinden birine çok güzel bir halı hediye edilir. Bey  halıya bir göz atar ve adamlarına "hemen bana bu halıyı dokuyan kızı ve babasını getirin" der.Adamlar arar tarar ve kızı bulur ve babasıyla birlikte huzura getirir.Bey kızın babasına "tez bu kızı istediği gence vereceksin".Adam şaşırmıştır.Bey açıklar "Kızın dokuduğu halıya yüreğini işlemiş.Öyle renkler ve öyle desenler işlemiş ki bir bakışta sevdasını özlemini anladım,iki genci birbirine tez vakitte kavuşturasın."Gerçekten de kız yıllardır birilerine Sevdalıdır ama babası vermez.Bu  sayede gençler evlenir ve kırk gün kırk gece düğün yapılır.
Eğridir gölüne ilişkin söylence
Bir zamanlar Eğridir gölü'nün bulunduğu yer güllük gülistanlık bir yermiş.Bir bahar günü şiddetli gök gürültüleri ile başlayan yağmur,günlerce sürer.Hava açıldığında ovadaki obalardan birinde bir nine kapısının önünde yün eğirmeye oturur.O sırada ovayı seller basar.Oba halkı dağlara kaçmaktadır.Nine işini sürdürmektedir.Geçenler "Haydi koş yerler sulandı,gök bulandı,sel geliyor canını kurtar" diye bağırırlar ama nine aldırmaz.çaresiz kalan köylüler "Öyleyse ne halin varsa gör,eğir,dur " der ve yamaçlara kaçarlar.Seller ovayı doldurur,koca bir göl olur.O gölde o yamaç ta "eğirdur" olur.Bu ad zamanla "Eğridir" e dönüşür.
Piri Muhammed'e ilişkin söylence
Damadı Piri Muhammed,Berdai sultan ölünce şeyh olur.

Günün birinde o zamanın  Başkenti  Edirne'de bir Papazın uçarak keramet gösterdiğini , halkın inanışlarını etkilediğini duyar.Kalkıp Edirne'ye gider.Papazı Padişahın huzuruna getirir.Kerametini göstermesini ister.Adam hay hay deyip uçmaya başlar.Piri Muhammed başmağını çıkararak havaya atar.Başmak şahin olur.Papazı gagalamaya başlar.Piri Muhammed başmağını ayağına geçirir.Papaz da yara bere içinde yere inmiştir.Muhammed:"Uçar gibi davranıp İslam dinine ve inanışlarına zarar vermek istedin ama cansız bir başmak bile seni ne hale getirdi..Yaptığının yanlış olduğuna inandın mı? "şimdi gör bak uçmak nasıl olur" der ve ortadan yiter.Bir süre sonra Kabe'ye varıp geldiğini gösteren bir kaç kanıtla döner.Papaz pişman olur ve bir daha böyle bir şey yapmayacağına yemin eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder