Blog Arşivi

20 Haziran 2015 Cumartesi

Hatay Lokman Hekim'e ilişkin söylence

Hatay

Lokman Hekim'e ilişkin söylence
Tüm bitkilerin dilinden anlayan Lokman hekimde her derde deva ilaçları anlatan bir kitap vardır."Hikmet-ül Lokman" adlı bu kitap la Davut Peygamber hastaları iyileştirmiştir.Kitap Danyal Peygamber eliyle Babil'e geçmiş Orada Aristoteles onu Grekçe'ye çevirmiştir.Harun Reşit döneminde ise Arapça çevirisi yapılmış o günden sonra ise halk hekimlerinin elinde bir başvuru kaynağı olmuştur.Günümüze değin süren bu kaynak günümüzde aslı gibi  değildir.
Efsaneye göre Lokman Hekim iyice yaşlanmıştır.Günün birinde ölüme çare olacak otu bulmak için bir kayığa biner.Kitabı dayanındadır.Asi ırmağı üzerinde ağır ağır giderken bir adam belirir ve seslenir:
-Lokman bu yaşta tek başına nereye?
-Ölüme çare bulmaya
-Ölüme çare varmıdır?
-Yoktur belki ama aramakta mı yoktur?
-Bak hele şu kitaba ne kadar ömrün kaldı?
-yoksa sen azrailimsin?
-.........
Birden kayık devrilir ve Lokman boğulur.Kitap da suya düşer.Dalgalar ancak küçük bir bölümünü kıyıya ulaştırır.Diğerleri yiter kaybolur.O yıl Lokman'ın düştüğü asi ırmağı taşar ve ülkede görülmemiş bir bolluk olur.Irmağa yaşam suyu anlamına gelen asi adı verilir.Yörede o kitaptan arda kalanların günümüze ilham kaynağı olduğu söylenir.

Hıdır İlyas söylencesi
Binlerce yıl önce Samandağ'ın Hıdır Köyü'nde bir "Hayat Suyu" vardır.Bu suyu bir ejderha bekler.Her yıl bir kız kurban edilirse   sudan bir yudum verilir.Kurban edilme sırası Kral kızına gelince elleri bağlanıp ejderhanın önüne atılır.Tam ejderha onu yutarken bir çoban yetişip mızrağını saplar acıdan kıvranan ejderha bir daha vurup öldürmesi için yalvarır sa da çoban vurmaz.Ejderhada yerleri korkunç pençeleriyle yararak kaçar.Gide gide Lübnan'da ki sert kayalara çarpar bir Nehir  suyu olur ve akarak gelip Hatay'a ulaşır.
Günümüzde Asi ırmağı o ırmaktır.Aslında kızı kurtaran da Hızır a.s.dır.Halk ona Hıdır Bey adını yakıştırır ve kral kızıyla evlendirir.Yere sapladığı mızrağı da kocaman bir ağaç olur.
Günün birinde Musa Peygamber Tanrı'ya "Evrenin en akıllı adamı kimdir?" diye sorar o da Hıdır Bey'dir diye yanıtlar.Onu nasıl bulacağını sorunca da değneğini yere sapladığında büyür ağaç olur.Torbanda ki ölü balıklar canlanır, gökyüzü açıkken birden yağmur  yağarsa  bulunduğun yer iki denizi kavuşturuyorsa işte orası Hıdır'ın ülkesidir der.
Musa torbasını tuzlu balıkla doldurup değneğini alıp yola düşer,dağ taş demez dolanır ama bir türlü aradığı ülkeyi bulamaz.Sonunda Samandağ açıklarında bir kayaya varır,yorgunluktan uyuyakalır.Uyanınca yere sapladığı değneğin büyüyüp ağaç olduğunu ve kendisini gölgelendirdiğini görür.Torbasındaki balıklar da canlanmış bir bir denize atlamaktadırlar.Gökte bulut yoktur ama sırıl sıklam ıslanmıştır.Aradığı ülkeyi bulmanın sevinciyle çevresini izlerken yanına bir balıkçı yaklaşır.
-"Hoş geldin ya Musa" der.Musa
-Hoş bulduk ben Hıdır Bey'i arıyorum,onu nasıl bulurum,diye sorar.Adam işine karışmamak soru sormamak kaydıyla onunla Hıdır'ı bulmaya karar verip yola koyulurlar.
Biraz gidince adam kıyıdaki kayıkları delmeye başlar.Musa meraklanıp nedenini sorar ama adam cevap vermez.Bu kez küçük bir çocuğu öldürür.Musa Karşı çıkar ve nedenini öğrenmek ister, ama adam gene yanıtlamaz.Asi ırmağını izleyerek yollarına devam erler.Konakladıkları her yerde bir ziyaret  yaparak ilerlerken bir köye varırlar.Balıkçı kolları sıvayıp yıkık bir duvarı onarmaya başlar.Musa dayanamayıp yine nedenini sormaya başlar.Adam dayanamayıp öfkelenir ve cevaplamaya başlar "kayıkları deldim çünkü düşman gelip almasın diye,çocuğu öldürdüm büyüyünce çok kötü bir adam olacaktı halbuki ailesi iyi insanlardı,duvarı yaptım çünkü çocuklar çok yoksul ve yetim insanlardı.Duvar altında bir gömü var büyüyünce bulup alsınlar.Bunları anlatır ve aradığın adam bendim der ve ortadan kaybolur.
Günümüzde bu buluşma yeri ziyaret yeri olarak kullanılmaktadır.Musa ve Hıdır'ın buluştukları yerde günümüzde kutsal sayılmaktadır.

Habib Neccar söylencesi
Eski zamanlarda Antakya yöresinde yaşayanlar putlara tapmaktadırlar.Tanrı onlara ;Yahya,yunus,Şamun Peygamberleri gönderir.Onlar da vaazlarıyla halkı uyarıp doğru yola çağırır.
O devirde put yapımıyla geçimini sağlayan Habib Neccar adlı bir kişi dinlediklerinden etkilenir,putlara tapmaktan vazgeçer.Halk ta vaazları engellemek için elinden geleni yapar.
Bir gün,vaaz dinleyenler öfkelenir ve peygamberi öldürmeye kalkışır.Tam bu sırada yetişen Habib Neccar halkı uyarmaya çalışır.İyice çılgına dönenler  Habib Neccar'ın başını keserler Habib başını koltuğunun altına alarak şimdiki Habib Neccar camisinin bulunduğu yere gelir burada düşer.Kimilerine göre ise üç gün üç gece başı koltuğunda şehirde dolaşıp Kur'an okur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder